DİN ve MODERNİZM
Eser yazarı : Ali Bulaç
Yayınevi : İz Yayıncılık, İstanbul, 1995
- Yazar bir çok akademik titr sahibinden faydalandığını belirtip onlara teşekkür ederken, yazdığı kitabın oluşumunda tahsil (klasik üniversite) hayatının olumlu etkisi olmadığını belirterek, kitap boyunca eleştirdiği Modernizmin yayıcısı saydığı üniversite kurumunu yok saymak istiyor.
- Kendisin emeği geçen anne ve babasının bu kitabı okuduğunda anlayamayacaklarını fakat onların kitabın belirtmeye çalıştığı fikirleri içlerinden taşıyan arif kişiler olarak niteliyor.
- Her alanda baş gösteren ciddi bunalımların çözümü, parçalı bilgileriyle ağaca bakarken ormanı gözden kaçıran uzmanlara bırakılamaz.
- Bütün uzmanlar Hakikat Görüşüne (?) gözlerini kapadığında ne tıp uzmanları kanserin gerçek nedenini, ne ekonomistler enflasyon enerji bunalımlarının nedenini ne sosyologlar toplumsal çöküşün gerçek nedenlerini bulabilirler.
- “Kalkınmakta ve büyümekte olan” ülkeler kavramı yalnızca sömürmenin modern kategorileri oluyor.
- Özgüvenden yoksun (Kukla) aydınlar kendilerinden sunmaları beklenen “modern aydınlanma” fikirlerini darbe, işkence, insan hakları ihlalleri gibi despot yöntemlerle sunmalarını hastaya zorla iyileştirecek ilacı veren doktorun zor kullanması gibi haklı gerekçeler oluşturuluyor.
- Yoksul ülkeleri şaşkına çeviren, onların amansız bir telkin ve hipnoz altında tutan yerli elitlerdir. Onlar gerçekte ülkelerinin çıkarını değil, zengin modernlerin ajanlığını, gönüllü pazarlamacılığını üstlenmişlerdir.
- Endüstrileşmenin bizatihi kendisi yoksullaşma nedenidir. Süreç sonsuzdur. Tüketici gerçekten neyin ihtiyaç olup olmadığını bile fark edememektedir. Onlar sunar, biz tüketir, tüketmek zorunda kalırız.
- Bir portakal tat verir, ikinci, üçüncü derken gittikçe verdiği tat azalır. Tüketici davranışlarının sonucu olarak hep üst tatmin noktasına ulaşmak isteyen tüketiciler kusma öncesi acıları hissetme pozisyonuna ilerliyorlar.
- Bugün ve şimdi hayatını yoğunlaştırıp anlamlandırmadan tüketen endüstri toplumunun bahtsız insanı, hep kendini geçici, yarın mükemmele ulaşacak, gelecekte tamamlanacak bir sürecin kurbanı olarak görür. Bu yatay ve lineer süreç mutsuzluğun gerçek nedenidir. Herkesin 60-70 yıllık süreçte gerçek mutluluğa ulaşamaması acı vericidir.
- “Niçin modernleşmem gerekiyor?” sorusunun cevabı; “çünkü daha iyi bir hayata kavuşacaksın”. “Peki ama ben zaten iyi ve mutlu bir hayat yaşıyorum”.
- Din ve İslamiyet gerçekçidir. Çünkü daha en başta “dünya cenneti”nin olmadığını söyler ve ebedi mutluluk için kâmil olmayı önerir.
- Karl Marx üretim araçları ve üretim ilişkileri arasındaki temel çelişkiyi baz alarak insanlık tarihini komün toplum, köleci, feodal, kapitalist ve sosyalist olarak tasnif ederken, Hindistan, Osmanlı gibi toplumları yerleştirecek yer bulamaz ve bunları tarih-dışı gibi bir kategoriye yerleştirmeye çalışır.
- Batılı, sömürülerini bilimsel gösterme sahtekarlığından da çekinmemiştir.Dr. H.L.Gordon, The African Medical Journal (1943)’da beyaz ırkın, siyah ırktan üstün olduğunu bilimsel verilerle açıklamaya çalışmıştır.
- Modernizm bizi daha çok insan yapmak ve mutlu kılmak için değil, Batı ekonomilerine bağımlı kılmak için üretilmiş, ortaya atılmış ideolojik ve politik bir kavramdır.
- Türkiye vb. ülkelerde devleti kurtarmak demek devleti ele geçirmektir ve gayet kârlı bir iştir. (Devlet eliyle zenginleş(tir)me)
- Abbasilerin orta zamanlarında iki önemli gelişme var ki, bu müslüman sivil hareketin politik topluma karşı gerilemesine yol açmıştır. Bunlardan biri Ebu Hanife’nin öğrencisi büyük hukukçu Ebu Yusuf’un Abbasi adli sisteminde görev almayı kabul etmesi; diğeri toprak sisteminde köklü değişimlerin vuku bulmasıdır.
- Halkın elindeki silah alınıp belli bir zümreye verilince rejim üzerindeki inisiyatif de belli bir zümrenin eline geçmiş olur. Dört halife döneminde tüm halk silahlıydı ve bu durum halkı daha etkin yapmıştır.
- Hz. Ömer, Halid bin Velid’in askeri anlamdaki yükselişini onu görevden alarak halkın başarıları şahıslara yüklemesinin önüne geçmiştir.
- Batı kullandığı “aydın”ları uluslar arası ödüller yoluyla kendine daha fazla bende yapar.
- Varılan bir sonuç her ne kadar makul olmasa da yine de bir “uzman” a yani halkın bilmediklerini bildiği belletilen kişiye danışılarak bilimsel kılıf uydurulur. Sözde uzman tavsiyeleri de bilimin dogmalaşmasını daha da tetikler.
- TV’lerin modern hayat sunumlarına göre geleneksel bir kadın sadece çamaşır makinesi gibi araçlar vasıtasıyla değil aynı zamanda mini etek, ruj gibi şeylerle modern olabilir.
- Bir işin “iyi” veya “kötü” olması medyanın o konuyu sunuş biçimine ve yönlendirmesine göre değişkenlik arz eder.
- ABD’nin bir yerdeki iki askerinin öldürülmesi büyük bir olay olarak sunulurken, Halepçe gibi bir yerde binlerce insanın öldürülmesi haber değeri taşımaz.
- Bütün sapma ve bozulmalara rağmen İslam genel tarihi içinde erkek sorumlu fakat kadın merkezli bir aile ve ev modeli geliştirilip hayata geçirildi.
- Dayanıklı Afrika kadınları yoldan geçerken nehir kenarında doğum yapıyor, bebeklerini yıkıyor ve yollarına devam ediyorlardı.
- Erkekleri iktidarsız, eşleri tarafından ihmal edilen, orta malı cinselliğe kolayca ulaşabilen bir toplumun kadınları sevici, erkekleri de eşcinsel olur. Bunu yapan en büyük faktörlerden birisi de cinselliği metaa dönüştüren kapitalizmdir.
- Dev binalar, insanı atomize eden yapılar güçsüz bir varlık duygusu hissi oluşturur.
- İslam, özgün bir sosyal model olarak çoğunluk yönetimini değil, çoğulculuğu öngörür.
- Sistem 51′e karşı 49′u etkisiz hâle getirmektedir. Halbuki 99′a karşı, 1′in de talepleri göz önüne alınmalıdır.
- Nietzsche tanrının öldüğünü ilan ediyordu; bugünse Tanrı’ya inananlar Nietzsche’nin öldüğünü söylüyorlar.
- Masum çocukları öldüren cani kadın böylelikle sistemi çıldırtacağını düşünüyor.
- Modern zamanlar sadece birer bid’at ve taklittir. İlahi ve doğru olanın beşeri ve sahte taklidi.
- Din bize araç bolluğu yerine kutsal ve anlamlı bir amacı armağan ediyor. Modernizm ise araç bolluğu içinde amacı yok ediyor.
- Sistem yeri geldiğinde kendini eleştiren faydalı muhalefet oluşturmayı da ihmal etmiyor.
- “Faizsiz banka, günahsız zina, alkolsüz bira”
- Peygamberimiz (sav) hanımı Hz. Maria’nın (ra) ismini değiştirmemişken şimdi ihtida edenler sanki mecburiymiş gibi isimlerini değiştiriyorlar. Cat Stevens’dan Yusuf İslam’a..
- Herhangi bir gayr-i müslimin gözünde Müslümanlaşma ile Araplaşma, Türkleşme’nin farkı yoktur. Halbuki herkes kendi konumunda kabul edilmeli ve İslam asıl olmalıdır. Eğer bir Alman Müslüman olacaksa hamburgeri ter edip artık lahmacun yemek zorunda değildir.
- Çürüme; gelenekte tekrara düşüldüğü zaman başlar.
- Henüz aydını sanatçısı yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunun farkına bile varamıyorlar. Halbuki bazı emareler artık çeki düzen vaktinin geldiğini söylüyor. Kendine güveni olmayıp taklitçi zihniyet ve aşağılık duygusu bunu zorlaştırıyor.
- Sürekli büyüme tahrip ve imhadır.
- Sistem içi alternatifler (Kapitalizm yerine Marksizm gibi) çözüm sunamazlar.
- İdeolojiler bir çok olayı kendi anlayışlarına göre rasyonel kılıfa sokmuştur.
- İnsanlar bilim adamlarından çok ideolog, karizmatik lider veya dini önderlere kulak veriyorlar.
- “Nefs” kavramını tanımayan, ruh’u alan dışı bırakan bir bilim insan hakkında ne söylerse söylesin, bütün söyledikleri yanlış ve eksiktir. Ruhu inkar edip Aristocu bakışla her şeyi sıradan birer mekanizma olarak gören psikoloji gibi bilimler insan tabiatına yabancı kalırlar. Çünkü insanın manevi ve sosyal gerçeğinin asıl koordinasyonunda Ruh, Nefs, Kalb ve Akıl önemli rollere sahiptirler. Ve bunlar insanın dominant gerçekleridir.
- İdeoloji nihayetinde sınırlı bir dünya görüşü, din ise Dünya’nın da üzerinde bir evren görüşüdür.
- İslam’ın önündeki en büyük sorun, onun ideoloji mertebesine indirgenmesidir.
- Eğitim seviyesinin bu kadar yüksek olduğu çağda akıl hastalıkları da en üst düzeydedir.
- Dini bakış açısına sahip insan her zaman sanki kendini evrende ev sahibi imiş gibi rahat hisseder, modern bakış açısıyla ise sanki her an buradan ayrılacak misafir tedirginliği içinde hisseder.