- Abi garip canlılar görüyorum. Abi bunlar uzaylı galiba
- Ne uzaylısı birader. Uzaylının burada işi ne.
- Hah hah ha. Burada uzay zaten.
- Bak güzelim geçenlerde bir tatlı yapmıştık, Neslihan da yardım etmişti.
- Buradan bir çıkayım. İlk işim hemen güzel bir bina dikeceğim.
- Birader nasıl bina dikecen? Buraya giren bir daha çıkamıyor ki!
- Vallaha. Ben ne zaman olduğunu bilmediğim zamandan beri aha buradayım. Hiç buradan çıkan görmedim.
- Efen’im işin aslı, buraya hep gelen oluyor. Hiç giden olmuyor.
- Çünkü hepimiz ölüyüz! Burası mezarlık!
- Saçmalama be! Burada geçici olarak bulunuyoruz. Gün gelecek buradan kurtulacağız.
- Be, be, ben. Ço, ço, çok ko, ko, korku, yo, yo, rum.
- Korkma yav. Korkunun ecele faydası olmaz.
- Birader adam zaten ölü. Ecelden niye bahsediyon ki.
- Ben, ben.. Ben hikaye okumadan duramam. Zaten çantadan da bir şey çıkmadı.
- Hayıır! Hepimiz ölüyüz! Buradan hiç çıkamayacağız!
- Be adam keşke çeneni kapatıp sussan.
- Olaamaz. Ben daha ölmedim.
- Aaah! Kafayı yiyeceğim. Her yanımız kırkayak kaynıyor.
- Abi. Uzaylıları görmüyor musunuz. Bakın buraya doğru yaklaşıyorlar.
- Şekerpare mi yapmıştınız.
- Çı! Hayır. Şekerpareyi kendim de yapabiliyorum. Değişik bir baklava açmıştı. Şu Antep fıstıklı olanları var ya.
- Pastanelerdeki yeşil yeşil olanlardan?
- Evet tatlım. Ondan işte. Ben bilmiyorum. Bi, biraz biliyorum. Nasıl yapılıyor?
- Teyzeee! Annem nerede? Annemi özledim.
- Annen mi? Bekle biraz canım. Annen gelecek.
- Ee! Güzel oldumu bari.
- Tabi canım. Bu Neslihan ne yapsa güzel oluyor. Ay! Geçen onlara gitmiştim. Bir su böreği yapmış. Bayıldım, bayyıldım.
- Bak şuna. Baklava, börek. Her şey yapıyor.
- Öyle ama. En güzel dolmayı da ben yapıyorum.
- Hah! Dolmayı yapmakta ne var ki?
- Üfff! Okuyacak bir tane bir şeycik yok.
- Anneee! Babaaa!
- Üff! Birader bi de çocuk var.Şu çocuğun annesi babası nerede ya?
- Aaa! Benim çocuklarım? Ne zamandır beni bekliyorlar. İnşallah yaramazlık yapmıyorlardır.
- Abla hepimiz ölüyüz! Çocuğun daha ölmedi ki!
- Sen bir susar mısın ya!
- Deli meli dedik. Adam hepimizi korkutuyor ya.
- Ay en çok neyi merak ediyorum biliyor musun? “Kardaki Gül” dizisinde o kız taşındı mı, taşınmadı mı?
- Sahi ya! Buradan ne zaman çıkacağız. Bir sürü bölümü kaçırdık.
- Hepimiz öldük! Geri gitmek yok artık!
- Ben seni hatırlıyorum. Çıkıştaki sitelerin sahibisin. Di mi?
- Ne olmuş.
- Seni duymuştum. Mezarlıkta arsan olduğunu söylüyordun. Di mi?
- Söylemek değil. Belediye, hata yaptı. Benim arsamı da mezara katmışlar.
- Saçma! Duyduğuma göre çift daire yapabilmek için yere ihtiyacın varmış. Sen de bunu mezardan tırtıklayarak kazanmaya çalışmışsın.
- Hayıır! İftira. Buradan bir çıkayım. Buraya apartman yapmazsam.
- Hiç bir zaman apartman yapamayacaksın. İstediğin arsaya kavuştun işte! Burası senin almak için uğraştığın mezarlık.
- Hayıır! Burası mezar falan değil. Hepimiz buradan çıkacağız.
- Çıkamayacaksın. Hiç birimiz çıkamayacağız.
- Çıkacağız!
- Hem senin çıkmana gerek yok ki. İstediğin toprağa kavuştun işte. Sen mezarı değil, mezar seni aldı.
- …
- Okuyacak bir tanecik hikayeyi bırak, aptal bir gazete parçası bile yok.
- O var ya o. O ne anasının gözüdür. Oğlanı kendi kızı için düşündüğü için yapmadığını bırakmadı.
- Iyy! Bir de dürüst geçinir. O kadını benim de gözüm hiç tutmamıştı.
- Aa! Uzaylılara bakın. Sanki hiç dünya görmemiş gibiler.
- Saçmalama ya! Ne uzaylısı.
- Bakın, bakın. Uzaylılar yine ayağa kalktılar. Birbirlerine yaklaşıp dikeliyorlar.
- Yazık. Sen de kafayı yedin. Sen de başlarsın artık “biz ölüyüz”, “burası mezarlık” demeye.
- Aa! Yaklaşıyorlar. Mermerlere hiç bakmıyorlar.
- Ne mermeri ya. Burada mermerin işi ne?
- Burası mezarlık. Mermerler de mezar taşlarımız.
- Ihh! Sadece kırkayak değil burada her türlü böcek var.
- Lütfen susar mısın? Ben böceklerden çok korkarım.
- Ayy! Burası hayvanat bahçesi gibi ayol!
- Kızım sen niye evlenmedin. Bak ne kadar güzelsin.
- Abla ben nişanlıyım. Evlenmeme de yirmi yedi gün kalmıştı. Ama işte. Arabayla gidiyorduk. Bi gürültü duydum. Sonra kendimi burada buldum.
- Vaah vah!
- Ülen Yıldırım, çarptın beni ya. Öldürdün lan beni.
- Ne kadar da güzel gelin olurmuşsun. Gelinlik almışmıydın.
- Hayır abla. Gelinliği bizim Zeynep abla vardı, onunkini kullanacaktım.
- Hepimiz ölüyüz!
- Ko, ko, ko, ko, kor,
- Ayy! Bu adam beni çok korkutuyor.
- Şu manyağı biri sustursa keşke.
- Deli o, deli.
- Ayy! Tam evlenmeme günler kalmıştı. Her şey hazırdı. Abla bu deli doğru diyo olmasın.
- Hayır be! Ne ölmesi. Daha yirmisinde kızsın. Kaç yaşındaydın.
- Yirmi iki.
- Ku, ku, ku,
- Hah yirmi iki. Niye ölesin ki.
- İyi de sen kaç yaşındasın.
- Daha genç sayılırım. Elli altı.
- !?!?
- Ayy! Korkuyorum. Yoksa biz ölü müyüz?
- Efen’im ben buraya alıştım. Hiç de çıkmayı düşünmüyorum. Ne güzel işte.
- Neyi güzel ya! Daha yapacak bir sürü işim var.
- Efen’im. Siz de alışırsınız buraya. İlk ben gelmiştim. Sonra görüyon her taraf doldu.
- Aa. Bakın biri daha geldi.
- Kim acaba.
- O buraya nasıl düştü.
- Teyze annemi özledim.
- Gelecek dedik ya canım.
- Hah. Bekle gelecek. Eceli gelmeden hayatta gelemez.
- Yeni gelen adama baksana.
- Ne yakışıklı adammış.
- Hepimiz ölüyüz! Aramıza birisi daha geldi.
- Aaa! Uzaylılar birden bire yok oldular.
- Zaten yoktular.
- Burada ne kadar çok deli var böyle ya. Adam uzaylı muzaylı..
- Yo, yo, yo, yorum
- Efen’im hoş geldin.
- Ha! Ne?!
- “Hoş geldin” dedi.
- Bura nere? Siz kimsiniz.
- Biz ölüyüz. Sen de ölüsün.
- Ne diyorsunuz? Ben işe gidiyorum. Çantam nerede?
- Artık işe gidemeyeceksin.
- Deri çantaydı.
- Annne? Seni özledim!
- Ne oldu?
- Sonra birden bire gökledenden yukarılara çıkmaya başladım. Hiç farkına varmadan da kendimi burada buldum.
- Biz de öyle. Artık hep burada olacaksın.
- Nnn Ne diyorsunuz ya? Şimdiye kadar işimi hiç aksatmadım. Yarın ilk işim buradan çıkmak olacak.
- Burası iyice kalabalık olmaya başladı. Efen’im
- Hayııır! Ben ölmeyecektim. Planlarııım!
- …
- !!
- ?