Artık kendini birileri tarafından programlanmış bir robot gibi hissetmektir. Etrafta bir şeylerin dönmesi fakat seçim yapmayı düşünebilecek durumda bile olmama, yapılmış otomatik seçimleri fazlaca da düşün(e)meden kabul etmek, olayın nereye varacağını izlemeye koyulmaktır.
Peki acaba neden? Otomatik rota boyunca ilerlenmektedir ve bu nedendir? Günahların cezası mı, sevapların mükafatı mı yoksa yepyeni imtihan parametrelerinin kucağına itelenmek mi? Bu soruların cevabının da pek anlamı kalmaz artık çünkü kontrol kaçmıştır ve artık geriye hayırlısını dilemekten başka hiç bir şık kalmamıştır.
Sadece hatırdan geçenler vardır;
İyilikler hep kendi kontrolüm dışında, kötülükler ise ben direksiyon başında iken gerçekleşmemiş miydi?
Karmaşık kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
İkinci Söz Özeti İçin Tıklayınız
Duvarkağıtları kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
ı
Kataloglarda, reklamlarda, insertlerde sunulan, satın alınan ürünleri kullananlar arasından özenle konulan tüketici modeli*insan; iyi giyimli, yüzü gülen, sağlıkla gülücük saçan insan.
Filmlerde görülen insanlar, ortamlar her biri nezih ve ortalamanın çok çok üstünde** el üstünde tutulan, hizmete sunulan, yarıştırılan insanlar; belli ölçülerde*, tıpkı fabrikada üretilen mallar gibi standartize edilmiş.
Herhangi bir şekilde estetik dışı durumu olan insanlar, yaşlılar, uyumlu elbiseleri eşleştiremeyenler*** yeterince hızlı koşamayanlar, Brat Pitt gibi ya da Nicole Kidman gibi olamayanlar… onlar var tabi ama onlar her zaman bir eşik değerinin altında olan insanlar olacaklar..
Değerledirme parametreleri kapitalist sisteme dayalı oldukça bu böyle sürecektir haliyle. “Güçlü olan kazanır”, seçilim bu şekilde olur; bu sosyal olarak da fert olarak da böyledir.
ıı
“Komşu komşunun külüne muhtaçtır”, “komşusu açken tok yatan bizden değildir”, “dünya yaşlı insanlar sayesinde ayakta kalır” düşünceleri
…
Babaanne, anneanne ile büyüyen torunlar, ninesine gitmek için ağlayan tatlı çocuk, akşam yemeğinde tüm bunların biraraya gelmesi, yaşlı ninenin sevecen yüzü, âmâ tombul amca..
…
“Hastalıklar ağacın meyvesinin silkinmesi gibi günahları döker”, “fakirlikte zenginlikte, varlıkta yoklukta birer imtihandır (hucurat;10,11,13)”, “Beyaz olanın zenci olana; türkün fransıza, zenginin fakire hiç bir üstünlüğü yoktur”, ” güzelliğine güvenme bir sivilce, zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter!”
…
ııı
“Zenginliğin bilinçaltı” türünden kitaplar.. Şunu şunu yaparsanız süper olursunuz, slknlp! programına gelin işler yolunda gitsin, “Orta boy musunuz şu kadar para verin selvi boylu olacaksınız”, “Yeterince kafanız mı çalışmıyor, bizim ddt ürünümüzü deneyin” türünden aciz, yetersiz hissettiren, daha fazlasını istemeye yönelik çalışmalar…
Ve bunların arz talep dengesi şeklinde yürümesi dengesizliği.
_________________________________
* Reklamcılık açısından mantıklı olsa da
** İran sineması gibileri hariç ki bu da doğulu olmayla alakalı olabilir
*** Elbise eşleştirme biraz da süreğen karakter oturmuşluğu ile alakalı tabi. sık sık elbise alamayan biri için parfüm kültürü vs. de otomatik olarak oluş(a)mıyor haliyle
Karmaşık kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Çok gaza getirici bir laftır ve zaten “sen beceremezsin”, “sen yapamazsın” laflarına da çok benzemektedir, tek farkla “Bakın ben bunları umursamadım ve başardım lanet herif sen bana bak, gaza gel benim gibi bir milyonda bir rastlanan her şeyin yoluna gitmesi durumuna denk geleme” ve “aç kal budala kal” ve bunu kabüllen.
Bbakın üniversiteden ayrıldım ve başarıyı yakaladım. Tabi canım zaten her üniversiteden ayrılan başarılı olmaktadır. Üniversiteden ayrılanların bir milyonda biri, ayrılmayanların binde biri amaca ulaşıyor o kadar ve sen de sadece bir milyonda bire denk gelen birisisin o kadar. Sen zekisin, sen yeteneklisin, sen mac’a font yapmışsın, sen bilmem ne geliştirmişsin ama hiç mi işlerin bir şekilde yolunda gitmesinin bunda katkısı yok. Bir sürü kafası çalışan bir sürü font ve font psikolojisi bilen, programcılığın da kralı olan kişi bunlara ulaşamıyor işte. şansı yaver gitmeyiveriyor. ne yapsın vermeyince mabud ne yapsın mahmut.. mahmut istediğin kadar kendini geliştir, istediğin kadar garajlarda hayat geçir, istediğin kadar üniversiteen kaç.
Mahmuuut “aç kal budala kal”
Kaymağı tereyağına çeviren fare sen kaç fareden o bakraçın dışına çıkabilen oldun. kaymağı tereyağına çeviren fare neden kurtulmanı diğer hayvanlara yanlış anlattın. senin o bakraçtan kurtulmanın aslını niçin diğerleri ile paylaşmadın. Ne sütü! ne sütü tereyağına çevirmesi! senin kurtuluşun şöyle değil miydi; “o bakraçta bir sürü fare vardı ve sen ölen diğer fareleri üst üste koyarak” çıktın oradan. Bir de diğerleri bakraçın eğiminin yanlış kısmına denk gelmişti sen ise en kolay çıkılabilecek kısmındaydın. Neden bunlardan kimseye bahsetmedin de millete yalan attın, şansının yaver gitmesini sütün tereyağına çevrilmesi olarak anlattın. Hah şimdi sen de bakraçın dışındasın ve bu sana yetmeyecek.
Kaymağı tereyağına çeviren fare, sen de “aç kal budala kal”
Elmaları parlatıp satan sonra amcasından kalan mirasa konan elma satıcısı bir tek sen doğruyu söyledin olayın elmalarla, elmaları alıp parlatmakla alakalı olmadığını söyledin ama olsun sen de, sen de evet evet sen de “aç kal budala kal”
Kaybettikçe kazandığını söyleyen “Steve jobs” musun nesin ben de hep kaybediyom ama her kaybımdan sonra başımdan bir kaç tel daha eksiliyor, her geçen gün daha korkunç kabuslar görüyorum, her kayıptan sonra daha da çöküyor daha da yaşlandığımı hissediyorum. Her kaybımdan sonrası öğrenilmiş kehanet ve hiç bir zaman kazanamayacağım duyguları ile dolup taşıyor ve boşalıp duruyorum.
Steve jobs sen de “aç kal budala kal”
-aşırı melankoliye hayır, kanaata evet-
Karmaşık kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
90 60 90 & Güzellik Yarışmaları:
Kadın kişi sen sadece bu ölçülerde ya da bu ölçülere yakın ebatlarda isen anlam ifade edersin, kendin tarafından belirlenemeyen fizyolojik özelliklerin seni anlamsız ve değersiz kılar
Moda & Modeller & Reklam nesnesi olmak:
Kadın sen malların pazarlanmasında kullanılan mallara değer katan aksesuar nev’inden bir malsın ve tüketim toplumuna ne kadar katkıda bulunursan cinselliğini ve yeteneğini bunların pazarlanmasında ne kadar işe yararsan o kadar anlamlısın.
Popüler Kültür Nesnesi:
Britney Spears, Madonna gençtin güzeldin yetenekliydin ve prodüksiyon şirketleri senin bu özelliklerini çok sevdi ve sonuna kadar kullandı, sen zengin olmuş olsan da üzerine yerleştirildiğin basamak çok çabuk altından çekildi ve bundan sonra delirmen, psikolojik sorunlar yaşamanın çok da önemi yok. ne halin varsa gör artık. artık iyi bir “et” değilsin ve işimize yaramazsın. anladın mı.
Ve Rihanna aramıza hoş geldin yeni çerezimiz, yeni sunumumuz yeni gençleri sürükleme motorumuz. sen de Britney’in geçtiği bu yollardan geç ve mutlu ve mutluluk verici ol, sonrası önemli değil. Ve modeller sizi niçin seviyoruz biliyor musunuz? Sizi seviyoruz çünkü hepiniz birer rafine “fuckbuddy”siniz, sizi çok seviyoruz çünkü size verebilecek çok paramız yok ama beleşten resimlerinize bakabiliyoruz, sizi seviyoruz çünkü bizi tahrik ediyorsunuz. Vücudunuz da kafanız da çok güzel ve kafanızın içinde ne olduğu da kimsenin umurunda değil.
Güzellik & Anti Aging & Makyaj vs.:
Kadınlar anladınız değil mi? Siz bunlar için varsınız bunları mutlaka uygulamanız lazım. Yaşlandıktan sonra ne işe yararsınız ki? Kendinize çeki düzen verin ve güzellik sürenizi (raf ömrünüzü) uzatın.
Teşhircilik & Arka Sayfa Güzelleri:
Sunun,, neyiniz varsa sunun ve hem kendinizi hem de diğerlerini sonu gelmez rekabete itin. Hiç kimse aşık olarak evlendiği karısını beğen(e)mez olsun. Arka sayfa güzeli,, senin sayende üçüncü sayfaya yeni haberler eklensin bir de ikinci sayfaya tabi; hangi tangayı giydiğiniz çok önemli ne de olsa.
Erkeklerle Rekabet Ortamı:
Sizin ne eksiğiniz var ki, siz niçin erkeklerin yaptıkları şeyleri yap(a)mayasınız ki! siz niçin her ay 30 gün çalışamayasınız ki, siz niçin erkeklerin arzularına alet olmadan onlarla rekabet edemeyesiniz ki, sizin erkeklerden ne eksiğiniz var. Evet erkeklerin çocuk doğuramaması eksiklik değil ama sizin en ağır halteri kaldıramamanız eksiklik. Değil mi? Daha çok çalışın kadınsılığınızdan (yani doğal halinizden) vazgeçin ve erkekler gibi siz de naif ve duygusal takılın, empati gücünüzü kendinizi suçlamak için kullanın.
Karmaşık kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Yanlış frekansta olmaktır; tutamamak, tutma yeteneğinden mahrum olmak, tutabilecek donanımdan yoksun olmaktan ziyade tutmak istememek, tutmak istemeyi de isteyememektir.
Tutmak istememek çünkü;
Kalabalıklar içinde kendini yalnız hissetmek ve belki de gerçekten yalnız olmaktır. Kalabalıkta herkesin yakın olduğu bir sayı varken (ortalama ve yoğunluğun maksimum değeri 50 olmak üzere) Pi Sayısı, Euler Sayısı olmaktır; ne tek sayılardan birisi olmak ne çift sayı ne beş ve beşin katlarından biri ne de 10′un herhangi bir katı olan seçkinlerden biri, hiçbiri. özel olmak, Pi olmak, farklı olmak euler sayısı olmak ve bu özel durumun cezasını çekmek.
1 de olmak istememek; ilk sayı en populer sayı hem de bir numaralı rakam olmasına rağmen. birinci olmak da istememek, birincilerin havasından geçilmemesine rağmen, el üstünde olmasına rağmen.
2, 3,5, 45, 88 de, 99 da hatta 100 de olmak istememek bazısının şekli güzel olmasına, bazısının değerinin büyük olmasına, bazısı üç basamaklı olmasına, bazısı da seçkin asal sayılardan birisi olmasına rağmen hiç biri ama hiç biri olmamak, olmak istememek, baştan kaybetmiş ya da baştan kazanmış olmak ama nihayetinde tutunamamak.
Ttutunanların sahip olduklarına fazlasıyla sahip olmak ama onlar kadar kolay gülücük saçamamak, onlar kadar kolay sevinememek, onlar kadar kendini ev sahibi hissedememek hep bir misafir olarak kalmak.
- Dostum sende gariplikler var.
+ Tutunamamak, anlaşılamamak, raya bir türlü girememek..
- Neyin var konuşsanaaa!!
+ Hep Pi olmak zorunda kalmak, üstün özelliklere sahip, sonsuza dek sürebilecek ondalık kısma sahip olmak fakat gel gör ki daha normal bir tek sayı, bir çift sayı onu bırak doğru dürüst tam sayı bile olamamak. bu kazanç mı, kayıp mı onu bile bilememek..fels..
- …
+ …
Karmaşık kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Eski güzel günler; en güzel günler
Eski güzel günler; henüz hayal kurulabilen günler
Eski güzel günler; hayallerin gerçekleşebileceği sanılan saf günler
Eski güzel günler; daha bir sürü pisliğe bulaşmamış kirlenmemiş bembeyaz günler.
Eski güzel günler; her biri geride kalmış olan ve “gelecek güzel günler”i unutturan günler.
Karmaşık kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Birbiri ile fazlasıyla ilintili ve diğerleri ile karışabilen kavramlar.
Biri diğerini pohpohlar, amacına hizmet ettirecek biçimde boş keseden laflar düzer, buna muhatap olan kişi ise övüldüğü hissi ile kendisine dalga geçercesine ve de aşağılarcasına laflar diyen bu kişiye karşı müteşekkirane karşılık verir. örtülü ya da örtüsüz aşağılama karşısında gülücükler saçarak egosuna katkıda bulunulduğu hissi ile kendinden geçer.
Bu kavramların karışıklığı ile ergenlik dönemi yaşayanlar daha bir etkilenirler.
Bir de kendisine gerçekten övgü dizildiği halde bunu pohpohlama ve kendisi ile dalga geçilmesi ve aşağılanma olarak algılayanlarda vardır tabi. kendisi için normal ve sıradan sayılan bir davranışa sanki önemli ve harikulade bir şey yapmış gibi övgüler dizilmesi ile acayip bir saçma duygu yaşamışlık hissi..
Karmaşık kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Oldukça enteresan bir meseleyi işlemiş acayip yönleri bulunan çerez babından bir film.
Oldukça enteresan bir mesele: mafyamsı adam çinli genç ve güzel piyanisti öldürür ve 4-5 yaşlarındaki piyanistin çocuğunu da yanına alır ve o çocuğu bir köpek olarak yetiştirir; çocuğun boynuna bir tasma geçiriyor, onu ona özel dehlizde besliyor, ona pavlov’un iti muamelesi yapıp boynundaki tasmayı çıkardığı anda karşıdaki “saldır!” denilen kişiye saldırıyor vs.. sadist manyak adamın yetiştirme parolası şudur; “zamanında el atarsan çocuğu istediğin gibi yetiştebilirsin!” ki çocuğu köpek olarak yetiştiriyor.
Tam bir adam öldürme makinası olan çocuk bir gün bir piyano tınısı ile ve tınıyı çıkartan piyano tamircisi(Morgan Freeman) ile tanışıyor ve aslını, geçmişini anımsamaya ve geçmişini aramaya başlıyor. geçmişini anımsaması mozartın bir parçasının tınıları ile maksimum noktaya ulaşıyor.
Köpek gibi yetiştirildiği için normal insan olmaya alışması tarzandakine benzer ama ondan farklı bir şekilde anlatılır. Filmde Luc Besson’un etkisi fazlasıyla hissedilmektedir.
Yamakasi tadında psikolojik komedi bir film.
Filmler kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;




















































